
Mescid-i Aksa, Kudüs şehrinde yer alan ve İslam inancında Mescid-i Haram ile Mescid-i Nebevi’nin ardından üçüncü sırada zikredilen kutsal bir mabeddir. Müslümanların ilk kıblesi olması, İsra ve Miraç mucizesine ev sahipliği yapması ve peygamberler tarihiyle olan bağı, Mescid-i Aksa’yı İslam coğrafyasının en önemli mekânlarından biri hâline getirir. Bu yazıda Mescid-i Aksa’nın dini önemini, tarihini ve sıkça merak edilen sorularını kaynaklara dayanarak ele alıyoruz.
Mescid-i Aksa Nedir, Nerede Bulunur?
Mescid-i Aksa, Kudüs’te bulunan ve Harem-i Şerif adı verilen geniş külliyenin merkezinde yer alan cami yapısıdır. “Aksa” kelimesi Arapçada “en uzak” anlamına gelir; bu isimlendirme, Mekke’ye olan uzaklığından ya da o dönemde bilinen dünyanın en uzak mescidi olmasından kaynaklanır. Külliye içinde Mescid-i Aksa’nın yanı sıra, sıkça bu yapıyla karıştırılan Kubbetü’s-Sahra da bulunur.
Mescid-i Aksa’nın İslam’daki Önemi Nedir?
Mescid-i Aksa’nın İslam’daki önemi, öncelikle İsra ve Miraç mucizesine dayanır. İsra Suresi’nin ilk ayetinde, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in bir gece Mescid-i Haram’dan alınıp Mescid-i Aksa’ya götürüldüğü bildirilir: “Kulu Muhammed’i bir gece Mescid-i Haram’dan alıp Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah, her türlü kusurdan ve ortaktan uzaktır.” Bu yolculuğa İsra, ardından gerçekleşen göğe yükseliş hadisesine ise Miraç denir.
İsra ve Miraç Mucizesi
Rivayete göre Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Mescid-i Aksa’ya ulaştıktan sonra buradan göğün yedi katına yükselmiş ve Allah’ın huzuruna kabul edilmiştir. Bu nedenle Mescid-i Aksa, sadece bir ibadet mekânı değil, aynı zamanda İslam inancının en büyük mucizelerinden birinin başlangıç noktası olarak kabul edilir.
Ayrıca Kudüs ve çevresi, Hz. Musa (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.) gibi peygamberlerin hayatlarının önemli bir bölümünü geçirdiği topraklardır. Bu durum, Mescid-i Aksa’nın yalnızca İslam tarihi için değil, üç semavi din için de kutsal kabul edilmesinin temel sebeplerinden biridir.
Üç Kutsal Mescid Hadisi ve Mescid-i Aksa’nın Yeri
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) meşhur bir hadîs-i şerîfinde şöyle buyurmuştur: “Üç mescid dışındaki mescidlere ziyaret için yolculuğa çıkılmaz: Mescid-i Haram’a, benim bu mescidime (Mescid-i Nebevi) ve Beytu’l-Makdis’e (Mescid-i Aksa).” Bu hadis, Mescid-i Aksa’yı İslam’da özel bir konuma yerleştirir ve onu ziyaret amacıyla yolculuk edilebilecek üç mescidden biri olarak tanımlar.
Fazilet sıralamasında Mescid-i Haram’da kılınan bir namazın diğer mescitlerde kılınan yüz bin namaza, Mescid-i Nebevi’de kılınan bir namazın ise bin namaza denk sayıldığı rivayet edilir. Mescid-i Aksa bu sıralamada üçüncü mescid olarak zikredilse de, buradaki ibadetlerin ve hayırların da kat kat sevaba vesile olduğu belirtilir.
Hz. Süleyman (a.s.) ve Mescid-i Aksa’nın İnşası
Bir başka rivayete göre Süleyman (a.s.), Mescid-i Aksa’nın inşasını tamamladığında Allah’tan üç dilekte bulunmuştur. Bunlardan biri, bu mescide sırf namaz kılmak niyetiyle gelen kişinin günahlarından arınmış olarak dönmesidir. Bu rivayet, Mescid-i Aksa’nın asırlar öncesinden itibaren manevi bir merkez olarak görüldüğünü ortaya koyar.
Mescid-i Aksa’nın Tarihi Ne Zaman Başlar?
Kudüs’ün 638 yılında Hz. Ömer (r.a.) döneminde fethedilmesinin ardından burada ilk mescid inşa edilmiş; bugün ayakta olan Mescid-i Aksa (Kıble Camii) yapısı ise büyük ölçüde Emevî döneminde, Halife I. Velîd zamanında (yaklaşık 705-715) şekillenmiş, sonraki dönemlerde depremler sebebiyle yeniden inşa edilmiştir. Külliye içindeki en tanınan yapılardan biri olan Kubbetü’s-Sahra ise 687-691 yılları arasında Emevi Halifesi Abdülmelik b. Mervan tarafından yaptırılmıştır.
Kubbetü’s-Sahra ile Mescid-i Aksa Farkı
Kubbetü’s-Sahra, altın renkli kubbesiyle tanınan ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Miraç’a yükseldiğine inanılan kutsal kayanın üzerine inşa edilmiş ayrı bir yapıdır. Mescid-i Aksa ise bu külliyenin güneyinde yer alan, cuma namazlarının kılındığı asıl cami binasıdır. Halk arasında sıkça birbirine karıştırılsa da, ikisi de aynı Harem-i Şerif alanının parçasıdır.
Mescid-i Aksa İlk Kıble miydi?
Evet, Mescid-i Aksa Müslümanların ilk kıblesidir. Hicretten sonra yaklaşık 16-17 ay boyunca namazlar Kudüs yönüne, yani Mescid-i Aksa’ya doğru kılınmış; daha sonra kıble Mekke’deki Kâbe’ye çevrilmiştir. Bu dönem, Mescid-i Aksa’nın İslam tarihindeki merkezi konumunu pekiştiren önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Mescid-i Aksa nerede bulunur?
Mescid-i Aksa, Kudüs şehrinde, Harem-i Şerif adı verilen geniş külliyenin içinde yer almaktadır.
Mescid-i Aksa ile Kubbetü’s-Sahra aynı yapı mıdır?
Hayır, ikisi ayrı yapılardır. Kubbetü’s-Sahra kutsal kayanın üzerine inşa edilmiş bir yapı iken, Mescid-i Aksa külliyenin asıl cami binasıdır. İkisi de aynı Harem-i Şerif alanında bulunur.
Mescid-i Aksa neden İslam’da bu kadar önemlidir?
Mescid-i Aksa, Müslümanların ilk kıblesi olması, İsra ve Miraç mucizesinin gerçekleştiği yer olması ve ziyaret için yolculuğa çıkılabilecek üç kutsal mescitten biri olması nedeniyle İslam’da büyük bir öneme sahiptir.
Kaynaklar
- Kur’an-ı Kerim, İsrâ Suresi (17/1)
- Dürretü’n-Nasihin — “İsrâ ve Mirac Hadisesi” bahsi (Mescid-i Aksa / Beytü’l-Makdis)
- Sahîh-i Buhârî ve Müslim — “üç mescid” hadisi
- Emeviler Döneminde Kubbetü’s-Sahra ve Mescid-i Aksa (akademik makale)